OyunManiac Twitter

The Saboteur [PC] Popüler

  Bu oyun ile ilgili ForuManiac konusu'na Gitmek için tıklayın   Bu oyunu diğer platformlarda aramak için tıklayın Bu oyunla ilgili istekleriniz için tıklayın

Info

Sistem Gereksinimleri:

Videolar / Resimler

Yamalar / Eklentiler

Download / Demo

Editor reviews

 

Eiffel Kulesi'nin Gölgesinde Bir İntikam Mücadeles

Genel Puan: 
 
8.6
Sunum:
 
9.0
Grafik:
 
8.0
Ses/Müzik:
 
9.0
Oynanış:
 
8.0
Devamlılık:
 
9.0
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
Yes No
Emre Egemen Eleştiren Emre Egemen
Aralık 05, 2009

Comments (0)
Bütün eleştirilerime bakın
Bu eleştiriyi ihbar et
 
Son Güncelleme: Aralık 06, 2009
Toplam 10 kişiden 8 tanesi bu eleştiriyi beğendi

Lord of the Rings: Conquest, Full Spectrum Warrior, Star Wars: Battlefront I-II, Mercaneries I-II gibi oyunlar ürettikten sonra, son çıkardığı oyunlarda vasatın üzerine geçemeyen satış rakamlarına dayanamayan EA, Pandemic Studios'u kapattı. Pandemic Studios kapanmadan önce The Saboteur'ün yapımına başlamış, oyunu görücüye çıkardığı yerlerde ise oyun oldukça beğeni toplamıştı. Firma kapandıktan sonra oyunun kalan kısmını EA Montreal stüdyoları tamamladı. Pandemic Studios'un miras olarak biz oyun severlere bıraktığı The Saboteur, bakalım firmanın ismini güzel bir şekilde yaşatabilecek mi ?

The Saboteur öncelikle kendine has, üzerimde durulmuş bir hikaye yapısına sahip. Günümüz oyunlarının yüzde doksanı genellikle Amerika'da geçerken The Saboteur, II.Dünya Savaşı sırasında Fransa'yı konu alıyor. Otomobil teknikerimiz İrlandalı Sean Devlin, Almanya'da bir yarışa katılır birinci götürdüğü yarışta Alman Subaylarından Kurt Dierker, kahramanımız Sean'ın aracına ateş ederek hileyle hurdayla yarışı lider bitirir. Bunu kendine yediremeyen Sean, can dostu Jules ile birlikte Dierker'in arabasını uçurumdan aşağı atarlar. Bunun sonucunda basit bir Alman subayı olmadıklarını öğrendiklerinde çoktan Jules Sean'ın gözlerinin önünde ölmüş ve Sean da İngiliz gizli ajanı olmak suçuyla öldürülmeye mahkum edilmiştir. Tabii oyunun başında sonu yaşamak pek de akıllıca olmazdı ki Sean tutulduğu tesislerden kaçarak Jules'in kardeşi Veroniqe'i ve arkadaşları Vittore'yi kurtarır. Almanya'dan döndüklerinde Fransa'yı işgal altında bulurlar ve intikam mücadelesi de burada başlar.

Oynanış olarak türe öncülük eden "GTA"nın oynanışına çok benzeyen, oyunun geçtiği tarih ve yine tür olarak da "Mafia" ile benzerlik gösteren The Saboteur, bu iki oyundan da kendine has özelliğiyle ayrılıyor. Oyunumuz siyah-beyaz. Evet gerçekten de oyunun büyük bir çoğunluğunu siyah beyaz oynuyoruz. Büyük bir çoğunluğunu diyorum çünkü görevlerimizi gerçekleştirdikçe şehrin belli bölümlerini siyah-beyazlıktan kurtarıyoruz ve tekrar renklerimize kavuşuyoruz. Ekran kartlarımıza, sistemlerimize o kadar para verip siyah-beyaz bir oyunla karşılaşınca başta alışmakta zorluk çeksek de daha sonradan bu oynanış tarzına ısınıyoruz.

Oyunda kahramanımız, Fransa'yı işgalden kurtarmak için çeşitli birliklere destek veriyor ve onlardan aldığımız görevleri yerine getiriyoruz. Oyunda görevler çeşitlilik gösteriyor, yani kendini tekrar eden bir oynanışla bizleri sıkmıyor. Görevleri yerine getirirken gerçek bir sabotajcı gibi hareket ediyoruz. Binalara tırmanıp, telefon kablolarından karşı apartmanlara kayarak geçiyoruz, Alman askerlerini bayıltıp üniformalarını giyerek ordunun içine sızıyoruz. Yani aksiyon sürekli üst noktada.

The Saboteur, özetlemek gerekirse, görevlerimizi aldığımız ana üstler, araçlarımızı seçip, park ettiğimiz garajlar ve silahlarımızı aldığımız Black Market'ler olmak üzere üç ana öğeden oluşuyor. Oyunda ilerledikçe görev alacağımız yeni insanlarla tanışıyor ve onların verdikleri görevleri gerçekleştirerek ilerlemeye çalışıyoruz. Oyunda garajımızdan sadece başkalarından aldığımız araçları park ettikten sonra onları alma şansına sahibiz, yani paramızla ya da oyundaki tabiriyle "Contraband"ler ile yeni otomobiller alamıyoruz. Bu da sürekli her bulduğumuz arabayı garaja getirmemiz anlamına geliyor ki bu da oldukça zahmetli bir iş. Her ne kadar yapımcı firma araçların hiç birine kilit koymasa da getir götür zor iş gerçekten de. Sanki şehirdeki tüm araçlar kahramanımızın hizmetine açılmış ya da oyunda işgalden dolayı çok tedirgin olan Fransız vatandaşları araçlarının kapısını kilitlemeyi unutmuş. Gerçekçilikten yana oyun için eksi bir nokta olmuş bu. Oyunun en güzel tarafı ise Black Market'ler. Her ne kadar silah çeşitliliği çok aşırı olmasa da kendi çapındaki silah ve patlayıcı yelpazesiyle bir sabotajcının gerçekten de uğrak noktası olmuş Black Market'ler. Oyunda çatılardan veya kuytu köşelerden topladığımız "Contraband"ler ile yani kaçak mallarla( Bir karton sigara, şampanya, viski, çikolata v.s.) Black Market'lerden alışveriş yapabiliyoruz. Ayrıca oyunda sabotaj yaptığımız Alman gözcü kuleleri, benzinlikleri, propaganda hoparlörleri, zırhlı araçları gibi şeylerden de para kazanarak Black Market'ler de harcamamız mümkün. Silahçılarımızda her ne kadar Upgrade seçeneği çok etkili olmasa da silahların mermi kapasitesini yükseltmek gibi tek yönlü bir upgrade seçeneği sunulmuş. Bu da biraz can sıkıcı olmuş açıkçası.

Oyunda yine ilerledikçe Alman kuvvetleriyle çatışırken destek kuvvet çağırma şansına sahip oluyoruz. Destek kuvvet dediysem öyle bir ordu beklemeyin. Arabayla yanınıza bırakılmak suretiyle iki kişilik dev kadro size destek oluyorlar. Denemek için çağırsam da oyunda hiç kullanmadığımı belirtmeden geçemeyeceğim, çünkü çok da faydaları olmuyor. Bu destek kuvvetlerin sayısını, kullandığı silahları Black Market'lerden kendimiz seçme şansına sahibiz. Bu da yine ek bir upgrade seçeneği olarak sunulmuş.

The Saboteur'de görevlerimizi gerçekleştirdikten sonra tüm şehirde alarmların çalması suretiyle aranan bir kişi oluyoruz. Bundan da kaçmanın 3 türlü yolu var. Birinci ve en kolay yolu Alarm'ı kapatmak. Alarm'lar haritada yeşille gösteriliyor, bunları askerlere görünmeden kapatırsak Naziler sizleri aramaktan vazgeçiyorlar. İkinci ve en kolay yollardan biri de çatılarda yer alan kulübelere veya kapakların altına saklanmak veya sokaklarda yer alan umumi tuvaletlerin içinde tehlikenin geçmesini beklemek. Son olarak üçüncü yol ise en hareketli ve en aksiyon dolu yol olan destek kuvvet alanlarında düşmanı geri püskürtmek. Bu da şöyle oluyor ki haritada yine yeşil ile belirtilen alanların içine girdiğimizde yardımcı kuvvetlerle birlikte Nazilere karşı savaş veriyoruz. Belli sayıda düşman askerini öldürdüğümüzde ise geri çekiliyorlar ve alarmımız yeniden kapanmış oluyor.

Oyunumuzda hikaye son bulduktan sonra da oyunumuz son bulmuyor yine serbest dolaşım sistemiyle ve Alman üstlerine suikastlarla oyunumuza devam etmemiz mümkün. Yine hikayenin sonunda Veroniqe ve Sean arasında Eiffel kulesinin tepesinde geçen diyalog ise çok manidardı. Oradan da oyunun devam edeceği veya bir ikincisinin yapılma sinyalleri verilmekte. Her ne kadar yapımcı firma kapanmış olsa da ikincisini yapacak bir firma da bulunur elbet. :)

Oyunumuzda grafiklere ve seslere değinecek olursak, grafiklerden öncelikle çok şey beklemeyin. Grafiklerimiz göze hoş gelmekle birlikte çok aşırı detaylar içermeyen her sistemde rahat oynanması üzerine geliştirilmiş grafikler olmuş. Zaten oyunda çoğu zaman siyah beyaz alanlarda yer aldığımızdan o kadarda göze batmıyor. Yapay zeka olarak şehir yaşıyor desek yerinde bir tabir olur sanırım. Araçlar, insanlar, Alman askerleri sürekli hareket ve sizlerle iletişim halinde. Yine oyunun baş karakteri Sean'da örneğin onu hareket ettirmediğimiz de bir sigara yakıp etrafına bakıyor, bu da oldukça güzel bir detay olmuş, yürümeye başladığımızda ise sigarasını atıp devam ediyor. Yapay zekanın amiyane tabirler "cortladığı" ve en rahatsız ettiği yerlerden biri ise karakterler arasındaki diyaloglarda kendini gösteriyor. Karakterlerimiz bir sinematiğin altında konuşurken ne yapacaklarını bilemiyorlar, ellerini kollarını nereye koyacaklarına bir türlü karar veremiyorlar bu da saçma bir görüntü oluşturuyor. Ayrıca konuşmalarla senkronize yüz hareketleri de çok başarılı değil; oyunu oynarken sizde fark edeceksinizdir zaten.

Oyunda seslerimiz ise grafiklere oranla oldukça başarılı. Oyundan sıkılsanız dahi müzikler sizi oyuna bağlıyor, Fransa'nın kendine has ezgileri gerçekten de oyuna çok güzel entegre edilmiş. Ancak böyle araçların fazlasıyla yer aldığı bir oyunda radyo sistemi olsaymış bu müzik ziyafeti biraz daha artabilirmiş. Genellikle araçlarda oyunun hikayesiyle de alakalı olarak "Feeling Good" parçası çalıyor. Yine seslerde eleştireceğim nokta oyunun sorunlu bölümü olan diyaloglarda gerçekleşiyor. Seslerde senkronizasyon sorunu baş gösteriyor, sanırım bir patch ile falan bu sorun giderilecektir ilerde. Onun haricinde aksiyon sahnelerinde olsun, aksiyon sahnelerinin ardından olsun gelen müzikler çeşitlilik olarak çok az da olsa Fransa'da geçen bir oyuna yakışır nitelikte olmuş.

Son olarak Pandemic Studios'u isim olarak toprağa verdiğimizi düşünürsek gerçekten de The Saboteur gibi kaliteli bir yapımı bizlere miras olarak bıraktığını söyleyebiliriz. The Saboteur, Pandemic Studios'un ismini gerçekten de saygı duyularak yaşatacağa benziyor. Amerika'da geçen oyunlara nazaran Fransa'da, Paris'te, Eiffel Kulesi'nin altında geçen, siyah beyaz bir film tadındaki aksiyon dolu The Saboteur'ü mutlaka deneyin. Herkese bol oyunlu günler...

Not: The Saboteur gerçek bir hikayeden esinlenerek hazırlanmıştır. Bilginize :)


Artıları Black Market Sistemi
Müzikler
Siyah Beyaz Oynanışın Pozitif Yönü
Oyundaki Saklanma Alanları
Eksileri Grafiklerde yer yer göze çarpan özensiz çalışmalar
Dialoglar
Sesler ve Senkronizasyon
Müziklerin Azlığı
Siyah Beyaz Oynanışın Negatf Yönü
Öneri: Mutlaka alın!
 
 


Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Eleştiri yazmak için lütfen giriş yapın.
 
 
 
Powered by JReviews

Yorumlar (2)

Bu yorumun beslemesine abone olun
...
Emre Egemen
Oyunun yapımcı firması kapandığı için biraz gecikebilir belki patch ama mutlaka çıkacaktır smilies/wink.gif
Emre Egemen , Aralık 05, 2009
...
Emre TURK
Çok açıklayıcı ve doyurucu bir inceleme olmuş teşekkürler. ATI kartlardaki problem yüzünden bi oynayamadım gitti şu oyunu. İncelemeyi okudum iyice canım çekti şimdi. yama veya hoxfix bekliyoruz ATI - EA ikilisinden. Son zamanlarda çok arıza çıkarmaya başladılar.
Emre TURK , Aralık 05, 2009

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük
security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız

busy